ayatulkuran
Âyet âyet benzeşen âyetler · Ali Rıza ZARARSIZ tarafından derlenmektedir.

Mutaffifîn Sûresi

83. sûre · 36 âyet · 470 benzeşen âyet · Mekkî · nüzul sırası 86
1
وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ
veylül lilmüṭaffifîn.
Eksik ölçüp tartanların vay haline,
Mutaffifîn 1 (83.1) · 29 benzeşen âyet →
2
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ
elleẕîne iẕe-ktâlû `ale-nnâsi yestevfûn.
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Mutaffifîn 2 (83.2) · 3 benzeşen âyet →
3
وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ
veiẕâ kâlûhüm ev vezenûhüm yuḫsirûn.
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
Mutaffifîn 3 (83.3) · 10 benzeşen âyet →
4
أَلَا يَظُنُّ أُوْلَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ
elâ yeżunnü ülâike ennehüm meb`ûŝûn.
Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyor mu?
Mutaffifîn 4 (83.4) · 7 benzeşen âyet →
5
لِيَوۡمٍ عَظِيمٖ
liyevmin `ażîm.
Büyük bir günde.
Mutaffifîn 5 (83.5) · 6 benzeşen âyet →
6
يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
yevme yeḳûmü-nnâsü lirabbi-l`âlemîn.
İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.
Mutaffifîn 6 (83.6) · 14 benzeşen âyet →
7
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٖ
kellâ inne kitâbe-lfüccâri lefî siccîn.
Hayır; facir olanların kitabı şüphesiz "Siccîn" dedir.
Mutaffifîn 7 (83.7) · 19 benzeşen âyet →
8
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينٞ
vemâ edrâke mâ siccîn.
"Siccîn"in ne olduğunu sana öğreten nedir?
Mutaffifîn 8 (83.8) · 7 benzeşen âyet →
9
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ
kitâbüm merḳûm.
Yazılı bir kitaptır.
Mutaffifîn 9 (83.9) · 4 benzeşen âyet →
10
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mutaffifîn 10 (83.10) · 16 benzeşen âyet →
11
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
elleẕîne yükeẕẕibûne biyevmi-ddîn.
Ki onlar, din gününü yalanlıyorlar.
Mutaffifîn 11 (83.11) · 15 benzeşen âyet →
12
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ
vemâ yükeẕẕibü bihî illâ küllü mü`tedin eŝîm.
Oysa onu, 'sınır tanımaz, saldırgan', günahkar olandan başkası yalanlamaz.
Mutaffifîn 12 (83.12) · 12 benzeşen âyet →
13
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
iẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-l'evvelîn.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Geçmişlerin masallarıdır" dedi.
Mutaffifîn 13 (83.13) · 29 benzeşen âyet →
14
كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
kellâ bel râne `alâ ḳulûbihim mâ kânû yeksibûn.
Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.
Mutaffifîn 14 (83.14) · 29 benzeşen âyet →
15
كَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّمَحۡجُوبُونَ
kellâ innehüm `ar rabbihim yevmeiẕil lemaḥcûbûn.
Hayır; gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek-yoksun tutulmuşlardır.
Mutaffifîn 15 (83.15) · 12 benzeşen âyet →
16
ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِ
ŝümme innehüm leṣâlü-lceḥîm.
Sonra onlar, kuşkusuz cehenneme yollanacaklardır.
Mutaffifîn 16 (83.16) · 4 benzeşen âyet →
17
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
ŝümme yüḳâlü hâẕe-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.
Sonra onlara: "İşte sizin yalanladığınız (şey) budur" denir.
Mutaffifîn 17 (83.17) · 22 benzeşen âyet →
18
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
kellâ inne kitâbe-l'ebrâri lefî `illiyyîn.
Hayır; ebrar olanların kitabı, "İlliyîn"dedir.
Mutaffifîn 18 (83.18) · 6 benzeşen âyet →
19
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
vemâ edrâke mâ `illiyyûn.
"İlliyîn"in ne olduğunu sana öğreten nedir?
Mutaffifîn 19 (83.19) · 15 benzeşen âyet →
20
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ
kitâbüm merḳûm.
Yazılı bir kitaptır.
Mutaffifîn 20 (83.20) · 2 benzeşen âyet →
21
يَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
yeşhedühü-lmüḳarrabûn.
Ona yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar şahid olurlar.
Mutaffifîn 21 (83.21) · 32 benzeşen âyet →
22
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
inne-l'ebrâra lefî ne`îm.
Gerçek şu ki, ebrar olanlar, elbette nimetler içindedirler.
Mutaffifîn 22 (83.22) · 10 benzeşen âyet →
23
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
`ale-l'erâiki yenżurûn.
Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmektedirler.
Mutaffifîn 23 (83.23) · 17 benzeşen âyet →
24
تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِيمِ
ta`rifü fî vucûhihim naḍrate-nne`îm.
Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
Mutaffifîn 24 (83.24) · 9 benzeşen âyet →
25
يُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِيقٖ مَّخۡتُومٍ
yüsḳavne mir raḥîḳim maḫtûm.
Onlara mühürlü, katıksız bir şaraptan içirilir.
Mutaffifîn 25 (83.25) · 15 benzeşen âyet →
26
خِتَٰمُهُۥ مِسۡكٞۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلۡيَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَٰفِسُونَ
ḫitâmühû misk. vefî ẕâlike felyetenâfesi-lmütenâfisûn.
Ki onun sonu misktir. Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar.
Mutaffifîn 26 (83.26) · 11 benzeşen âyet →
27
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِيمٍ
vemizâcühû min tesnîm.
Onun karışımı "tesnim"dendir.
Mutaffifîn 27 (83.27) · 7 benzeşen âyet →
28
عَيۡنٗا يَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَ
`ayney yeşrabü bihe-lmüḳarrabûn.
Bir kaynak ki, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar ondan içer.
Mutaffifîn 28 (83.28) · 14 benzeşen âyet →
29
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواْ كَانُواْ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَضۡحَكُونَ
inne-lleẕîne ecramû kânû mine-lleẕîne âmenû yaḍḥakûn.
Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi.
Mutaffifîn 29 (83.29) · 15 benzeşen âyet →
30
وَإِذَا مَرُّواْ بِهِمۡ يَتَغَامَزُونَ
veiẕâ merrû bihim yetegâmezûn.
Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi.
Mutaffifîn 30 (83.30) · 4 benzeşen âyet →
31
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓاْ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُواْ فَكِهِينَ
veiẕe-nḳalebû ilâ ehlihimü-nḳalebû fekihîn.
Kendi yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi.
Mutaffifîn 31 (83.31) · 14 benzeşen âyet →
32
وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوٓاْ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
veiẕâ raevhüm ḳâlû inne hâülâi leḍâllûn.
Onları gördükleri zaman ise: "Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır" derlerdi.
Mutaffifîn 32 (83.32) · 18 benzeşen âyet →
33
وَمَآ أُرۡسِلُواْ عَلَيۡهِمۡ حَٰفِظِينَ
vemâ ürsilû `aleyhim ḥâfiżîn.
Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Mutaffifîn 33 (83.33) · 10 benzeşen âyet →
34
فَٱلۡيَوۡمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ يَضۡحَكُونَ
felyevme-lleẕîne âmenû mine-lküffâri yaḍḥakûn.
Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler.
Mutaffifîn 34 (83.34) · 13 benzeşen âyet →
35
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
`ale-l'erâiki yenżurûn.
Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle.
Mutaffifîn 35 (83.35) · 7 benzeşen âyet →
36
هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ
hel ŝüvvibe-lküffâru mâ kânû yef`alûn.
Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin 'feci karşılığını gördüler mi?'
Mutaffifîn 36 (83.36) · 13 benzeşen âyet →
← İnfitârBütün sûrelerİnşikâk →