Kıyâme Sûresi
75. sûre · 40 âyet · 595 benzeşen âyet · Mekkî · nüzul sırası 31
1
لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ
lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.
Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.
Kıyâme 1 (75.1) · 19 benzeşen âyet →
2
وَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ
velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.
Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.
Kıyâme 2 (75.2) · 15 benzeşen âyet →
3
أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجۡمَعَ عِظَامَهُۥ
eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.
İnsan, onun kemiklerini Bizim kesin olarak biraraya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?
Kıyâme 3 (75.3) · 33 benzeşen âyet →
4
بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّيَ بَنَانَهُۥ
belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.
Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.
Kıyâme 4 (75.4) · 22 benzeşen âyet →
5
بَلۡ يُرِيدُ ٱلۡإِنسَٰنُ لِيَفۡجُرَ أَمَامَهُۥ
bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.
Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de 'fücurla sürdürmek ister.'
Kıyâme 5 (75.5) · 12 benzeşen âyet →
6
يَسۡـَٔلُ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلۡقِيَٰمَةِ
yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.
"Kıyamet günü ne zamanmış" diye sorar.
Kıyâme 6 (75.6) · 9 benzeşen âyet →
7
فَإِذَا بَرِقَ ٱلۡبَصَرُ
feiẕâ beriḳa-lbeṣar.
Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'
Kıyâme 7 (75.7) · 8 benzeşen âyet →
9
وَجُمِعَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ
vecümi`a-şşemsü velḳamer.
Güneş ve ay birleştirildiği zaman;
Kıyâme 9 (75.9) · 12 benzeşen âyet →
10
يَقُولُ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذٍ أَيۡنَ ٱلۡمَفَرُّ
yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr.
İnsan o gün: "Kaçış nereye?" der.
Kıyâme 10 (75.10) · 9 benzeşen âyet →
11
كَلَّا لَا وَزَرَ
kellâ lâ vezer.
Hayır, sığınacak herhangi bir yer yok.
Kıyâme 11 (75.11) · 4 benzeşen âyet →
12
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمُسۡتَقَرُّ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr.
O gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar)' yalnızca Rabbinin katıdır.
Kıyâme 12 (75.12) · 13 benzeşen âyet →
13
يُنَبَّؤُاْ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذِۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar.
İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.
Kıyâme 13 (75.13) · 18 benzeşen âyet →
14
بَلِ ٱلۡإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ بَصِيرَةٞ
beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.
Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir.
Kıyâme 14 (75.14) · 12 benzeşen âyet →
15
وَلَوۡ أَلۡقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
velev elḳâ me`âẕîrah.
Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.
Kıyâme 15 (75.15) · 30 benzeşen âyet →
16
لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦٓ
lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.
Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma.
Kıyâme 16 (75.16) · 13 benzeşen âyet →
17
إِنَّ عَلَيۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ
inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh.
Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak Bize ait (bir iş)tir.
Kıyâme 17 (75.17) · 17 benzeşen âyet →
18
فَإِذَا قَرَأۡنَٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ
feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh.
Şu halde, Biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.
Kıyâme 18 (75.18) · 14 benzeşen âyet →
19
ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ
ŝümme inne `aleynâ beyâneh.
Sonra muhakkak onu açıklamak Bize ait (bir iş)tir.
Kıyâme 19 (75.19) · 33 benzeşen âyet →
20
كَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ
kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.
Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz.
Kıyâme 20 (75.20) · 15 benzeşen âyet →
21
وَتَذَرُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ
veteẕerûne-l'âḫirah.
Ve ahireti terk edip-bırakıyorsunuz.
Kıyâme 21 (75.21) · 22 benzeşen âyet →
22
وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٖ نَّاضِرَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah.
O gün yüzler ışıl ışıl parlar.
Kıyâme 22 (75.22) · 10 benzeşen âyet →
23
إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٞ
ilâ rabbihâ nâżirah.
Rablerine bakıp-durur.
Kıyâme 23 (75.23) · 16 benzeşen âyet →
24
وَوُجُوهٞ يَوۡمَئِذِۭ بَاسِرَةٞ
vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah.
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir.
Kıyâme 24 (75.24) · 7 benzeşen âyet →
25
تَظُنُّ أَن يُفۡعَلَ بِهَا فَاقِرَةٞ
teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah.
Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.
Kıyâme 25 (75.25) · 16 benzeşen âyet →
26
كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِيَ
kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy.
Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman,
Kıyâme 26 (75.26) · 5 benzeşen âyet →
27
وَقِيلَ مَنۡۜ رَاقٖ
veḳîle men râḳ.
"Son müdahaleyi yapacak kim" denir.
Kıyâme 27 (75.27) · 14 benzeşen âyet →
28
وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلۡفِرَاقُ
veżanne ennehü-lfirâḳ.
Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır.
Kıyâme 28 (75.28) · 25 benzeşen âyet →
29
وَٱلۡتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
velteffeti-ssâḳu bissâḳ.
(Ölüm korkusundan) Ayaklar birbirine dolaştığında;
Kıyâme 29 (75.29) · 10 benzeşen âyet →
30
إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمَسَاقُ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ.
O gün sevk, yalnızca Rabbinedir.
Kıyâme 30 (75.30) · 16 benzeşen âyet →
31
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.
Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
Kıyâme 31 (75.31) · 9 benzeşen âyet →
32
وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
velâkin keẕẕebe vetevellâ.
Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Kıyâme 32 (75.32) · 7 benzeşen âyet →
33
ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ
ŝümme ẕehebe ilâ ehlihî yetemeṭṭâ.
Sonra çalım satarak yakınlarına gitmişti.
Kıyâme 33 (75.33) · 5 benzeşen âyet →
34
أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ
evlâ leke feevlâ.
Sen buna müstahaksın, dahasına müstahaksın.
Kıyâme 34 (75.34) · 6 benzeşen âyet →
35
ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰٓ
ŝümme evlâ leke feevlâ.
Yine müstahaksın, dahasına da müstahaksın.
Kıyâme 35 (75.35) · 7 benzeşen âyet →
36
أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَن يُتۡرَكَ سُدًى
eyaḥsebü-l'insânü ey yütrake südâ.
İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?
Kıyâme 36 (75.36) · 27 benzeşen âyet →
37
أَلَمۡ يَكُ نُطۡفَةٗ مِّن مَّنِيّٖ يُمۡنَىٰ
elem yekü nuṭfetem mim meniyyiy yümnâ.
Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi?
Kıyâme 37 (75.37) · 20 benzeşen âyet →
38
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةٗ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
ŝümme kâne `aleḳaten feḫaleḳa fesevvâ.
Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.'
Kıyâme 38 (75.38) · 12 benzeşen âyet →
39
فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ
fece`ale minhü-zzevceyni-ẕẕekera vel'ünŝâ.
Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.
Kıyâme 39 (75.39) · 12 benzeşen âyet →
40
أَلَيۡسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡـِۧيَ ٱلۡمَوۡتَىٰ
eleyse ẕâlike biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ.
(Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?
Kıyâme 40 (75.40) · 28 benzeşen âyet →