Müddessir Sûresi
74. sûre · 56 âyet · 873 benzeşen âyet · Mekkî · nüzul sırası 4
1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُدَّثِّرُ
yâ eyyühe-lmüddeŝŝir.
Ey bürünüp örtünen,
Müddessir 1 (74.1) · 5 benzeşen âyet →
3
وَرَبَّكَ فَكَبِّرۡ
verabbeke fekebbir.
Rabbini tekbir et (yücelt)
Müddessir 3 (74.3) · 10 benzeşen âyet →
4
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرۡ
veŝiyâbeke feṭahhir.
Elbiseni temizle.
Müddessir 4 (74.4) · 8 benzeşen âyet →
5
وَٱلرُّجۡزَ فَٱهۡجُرۡ
verrucze fehcür.
Pislikten kaçınıp-uzaklaş.
Müddessir 5 (74.5) · 18 benzeşen âyet →
6
وَلَا تَمۡنُن تَسۡتَكۡثِرُ
velâ temnün testekŝir.
Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma.
Müddessir 6 (74.6) · 13 benzeşen âyet →
7
وَلِرَبِّكَ فَٱصۡبِرۡ
velirabbike faṣbir.
Rabbin için sabret.
Müddessir 7 (74.7) · 29 benzeşen âyet →
8
فَإِذَا نُقِرَ فِي ٱلنَّاقُورِ
feiẕâ nüḳira fi-nnâḳûr.
Çünkü o boruya (sur'a) üfürüldüğü zaman,
Müddessir 8 (74.8) · 18 benzeşen âyet →
9
فَذَٰلِكَ يَوۡمَئِذٖ يَوۡمٌ عَسِيرٌ
feẕâlike yevmeiẕiy yevmün `asîr.
İşte o gün, zorlu bir gündür;
Müddessir 9 (74.9) · 13 benzeşen âyet →
10
عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ غَيۡرُ يَسِيرٖ
`ale-lkâfirîne gayru yesîr.
Kafirler içinse hiç kolay değildir.
Müddessir 10 (74.10) · 19 benzeşen âyet →
11
ذَرۡنِي وَمَنۡ خَلَقۡتُ وَحِيدٗا
ẕernî vemen ḫalaḳtü veḥîdâ.
Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak;
Müddessir 11 (74.11) · 5 benzeşen âyet →
12
وَجَعَلۡتُ لَهُۥ مَالٗا مَّمۡدُودٗا
vece`altü lehû mâlem memdûdâ.
Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal’ (servet) verdim.
Müddessir 12 (74.12) · 5 benzeşen âyet →
13
وَبَنِينَ شُهُودٗا
vebenîne şühûdâ.
Göz önünde-hazır çocuklar (verdim).
Müddessir 13 (74.13) · 18 benzeşen âyet →
14
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمۡهِيدٗا
vemehhettü lehû temhîdâ.
Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim.
Müddessir 14 (74.14) · 13 benzeşen âyet →
15
ثُمَّ يَطۡمَعُ أَنۡ أَزِيدَ
ŝümme yaṭme`u en ezîd.
Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).
Müddessir 15 (74.15) · 8 benzeşen âyet →
16
كَلَّآۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِأٓيَٰتِنَا عَنِيدٗا
kellâ. innehû kâne liâyâtinâ `anîdâ.
Hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır."
Müddessir 16 (74.16) · 4 benzeşen âyet →
17
سَأُرۡهِقُهُۥ صَعُودًا
seürhiḳuhû ṣa`ûdâ.
Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.
Müddessir 17 (74.17) · 20 benzeşen âyet →
18
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
innehû fekkera veḳaddera.
Çünkü o, düşündü ve bir ölçü tespit etti.
Müddessir 18 (74.18) · 1 benzeşen âyet →
19
فَقُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ
feḳutile keyfe ḳaddera.
Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Müddessir 19 (74.19) · 4 benzeşen âyet →
20
ثُمَّ قُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ
ŝümme ḳutile keyfe ḳaddera.
Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Müddessir 20 (74.20) · 8 benzeşen âyet →
22
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
ŝümme `abese vebesera.
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.
Müddessir 22 (74.22) · 4 benzeşen âyet →
23
ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ
ŝümme edbera vestekbera.
Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar).
Müddessir 23 (74.23) · 20 benzeşen âyet →
24
فَقَالَ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ يُؤۡثَرُ
feḳâle in hâẕâ illâ siḥruy yü'ŝer.
Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.
Müddessir 24 (74.24) · 17 benzeşen âyet →
25
إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ
in hâẕâ illâ ḳavlü-lbeşer.
"Bu, bir beşer sözünden başkası değildir."
Müddessir 25 (74.25) · 10 benzeşen âyet →
26
سَأُصۡلِيهِ سَقَرَ
seuṣlîhi seḳara.
Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım.
Müddessir 26 (74.26) · 2 benzeşen âyet →
27
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ
vemâ edrâke mâ seḳar.
Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
Müddessir 27 (74.27) · 3 benzeşen âyet →
28
لَا تُبۡقِي وَلَا تَذَرُ
lâ tübḳî velâ teẕer.
Ne alıkoyar, ne bırakır.
Müddessir 28 (74.28) · 18 benzeşen âyet →
29
لَوَّاحَةٞ لِّلۡبَشَرِ
levvâḥatül lilbeşer.
Beşere delicesine susamıştır.
Müddessir 29 (74.29) · 11 benzeşen âyet →
30
عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ
`aleyhâ tis`ate `aşer.
Onun üzerinde ondokuz vardır.
Müddessir 30 (74.30) · 4 benzeşen âyet →
31
وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةٗۖ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةٗ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِيمَٰنٗا وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٞ وَٱلۡكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلٗاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ
vemâ ce`alnâ aṣḥâbe-nnâri illâ melâikeh. vemâ ce`alnâ `iddetehüm illâ fitnetel lilleẕîne keferû liyesteyḳine-lleẕîne ûtü-lkitâbe veyezdâde-lleẕîne âmenû îmânev velâ yertâbe-lleẕîne ûtü-lkitâbe velmü'minûne veliyeḳûle-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velkâfirûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vemâ ya`lemü cünûde rabbike illâ hû. vemâ hiye illâ ẕikrâ lilbeşer.
Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi'nden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.
Müddessir 31 (74.31) · 93 benzeşen âyet →
32
كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ
kellâ velḳamer.
Hayır; Ay'a andolsun,
Müddessir 32 (74.32) · 6 benzeşen âyet →
33
وَٱلَّيۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ
velleyli iẕ edbera.
Dönüp gittiği zaman geceye,
Müddessir 33 (74.33) · 10 benzeşen âyet →
34
وَٱلصُّبۡحِ إِذَآ أَسۡفَرَ
veṣṣubḥi iẕâ esfera.
Ağardığı zaman sabaha,
Müddessir 34 (74.34) · 3 benzeşen âyet →
35
إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ
innehâ leiḥde-lküber.
Gerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir.
Müddessir 35 (74.35) · 10 benzeşen âyet →
36
نَذِيرٗا لِّلۡبَشَرِ
neẕîral lilbeşer.
Beşer (insan) için bir uyarıdır.
Müddessir 36 (74.36) · 16 benzeşen âyet →
37
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ
limen şâe minküm ey yeteḳaddeme ev yeteeḫḫar.
Sizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için.
Müddessir 37 (74.37) · 29 benzeşen âyet →
38
كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ
küllü nefsim bimâ kesebet rahîneh.
Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir.
Müddessir 38 (74.38) · 9 benzeşen âyet →
39
إِلَّآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡيَمِينِ
illâ aṣḥâbe-lyemîn.
Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç.
Müddessir 39 (74.39) · 19 benzeşen âyet →
40
فِي جَنَّـٰتٖ يَتَسَآءَلُونَ
fî cennâtin. yetesâelûn.
Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.
Müddessir 40 (74.40) · 13 benzeşen âyet →
41
عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ
`ani-lmücrimîn.
Suçlu-günahkarları;
Müddessir 41 (74.41) · 56 benzeşen âyet →
42
مَا سَلَكَكُمۡ فِي سَقَرَ
mâ selekeküm fî seḳara.
"Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?"
Müddessir 42 (74.42) · 10 benzeşen âyet →
43
قَالُواْ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ
ḳâlû lem nekü mine-lmüṣallîn.
Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.
Müddessir 43 (74.43) · 11 benzeşen âyet →
44
وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ
velem nekü nuṭ`imü-lmiskîn.
"Yoksula yedirmezdik."
Müddessir 44 (74.44) · 14 benzeşen âyet →
45
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ
vekünnâ neḫûḍu me`a-lḫâiḍîn.
"(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik."
Müddessir 45 (74.45) · 22 benzeşen âyet →
46
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
vekünnâ nükeẕẕibü biyevmi-ddîn.
"Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk."
Müddessir 46 (74.46) · 9 benzeşen âyet →
47
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلۡيَقِينُ
ḥattâ etâne-lyeḳîn.
"Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
Müddessir 47 (74.47) · 23 benzeşen âyet →
48
فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ
femâ tenfe`uhüm şefâ`atü-şşâfi`în.
Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Müddessir 48 (74.48) · 28 benzeşen âyet →
49
فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ
femâ lehüm `ani-tteẕkirati mü`riḍîn.
Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?
Müddessir 49 (74.49) · 53 benzeşen âyet →
50
كَأَنَّهُمۡ حُمُرٞ مُّسۡتَنفِرَةٞ
keennehüm ḥumürum müstenfirah.
Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;
Müddessir 50 (74.50) · 5 benzeşen âyet →
51
فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ
ferrat min ḳasverah.
Arslandan korkup-kaçmışlar.
Müddessir 51 (74.51) · 10 benzeşen âyet →
52
بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفٗا مُّنَشَّرَةٗ
bel yürîdü küllü-mriim minhüm ey yü'tâ ṣuḥufem müneşşerah.
Hayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister.
Müddessir 52 (74.52) · 14 benzeşen âyet →
53
كَلَّاۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ
kellâ. bel lâ yeḫâfûne-l'âḫirah.
Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
Müddessir 53 (74.53) · 23 benzeşen âyet →
54
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةٞ
kellâ innehû teẕkirah.
Gerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür.
Müddessir 54 (74.54) · 16 benzeşen âyet →
55
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
Artık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür.
Müddessir 55 (74.55) · 9 benzeşen âyet →
56
وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ
vemâ yeẕkürûne illâ ey yeşâe-llâh. hüve ehlü-ttaḳvâ veehlü-lmagfirah.
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur.
Müddessir 56 (74.56) · 4 benzeşen âyet →