Meâric Sûresi
70. sûre · 44 âyet · 768 benzeşen âyet · Mekkî · nüzul sırası 79
1
سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابٖ وَاقِعٖ
seele sâilüm bi`aẕâbiv vâḳi`.
İstekte bulunan biri, (muhakkak) gerçekleşecek olan bir azabı istedi.
Meâric 1 (70.1) · 24 benzeşen âyet →
2
لِّلۡكَٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعٞ
lilkâfirîne leyse lehû dâfi`.
Kafirler için olan bu (azabı) geri çevirecek yoktur.
Meâric 2 (70.2) · 14 benzeşen âyet →
3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ
mine-llâhi ẕi-lme`âric.
(Bu azap) Yüce makamlar sahibi olan Allah'tandır.
Meâric 3 (70.3) · 22 benzeşen âyet →
4
تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمٖ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةٖ
ta`rucü-lmelâiketü verrûḥu ileyhi fî yevmin kâne miḳdâruhû ḫamsîne elfe seneh.
Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.
Meâric 4 (70.4) · 29 benzeşen âyet →
5
فَٱصۡبِرۡ صَبۡرٗا جَمِيلًا
faṣbir ṣabran cemîlâ.
Şu halde, güzel bir sabır (göstererek) sabret.
Meâric 5 (70.5) · 24 benzeşen âyet →
6
إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدٗا
innehüm yeravnehû be`îdâ.
Çünkü, gerçekten onlar, bunu uzak görüyorlar.
Meâric 6 (70.6) · 11 benzeşen âyet →
7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبٗا
venerâhü ḳarîbâ.
Biz ise, onu pek yakın görüyoruz.
Meâric 7 (70.7) · 11 benzeşen âyet →
8
يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ
yevme tekûnü-ssemâü kelmühl.
Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün;
Meâric 8 (70.8) · 17 benzeşen âyet →
9
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ
vetekûnü-lcibâlü kel`ihn.
Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak.
Meâric 9 (70.9) · 12 benzeşen âyet →
10
وَلَا يَسۡـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمٗا
velâ yes'elü ḥamîmün ḥamîmâ.
(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz.
Meâric 10 (70.10) · 42 benzeşen âyet →
11
يُبَصَّرُونَهُمۡۚ يَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ يَفۡتَدِي مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِئِذِۭ بِبَنِيهِ
yübeṣṣarûnehüm. yeveddü-lmücrimü lev yeftedî min `aẕâbi yevmiiẕim bibenîh.
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;
Meâric 11 (70.11) · 13 benzeşen âyet →
12
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
veṣâḥibetihî veeḫîh.
Kendi eşini ve kardeşini,
Meâric 12 (70.12) · 79 benzeşen âyet →
13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ
vefeṣîletihi-lletî tü'vîh.
Ve onu barındıran aşiretini de;
Meâric 13 (70.13) · 35 benzeşen âyet →
14
وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعٗا ثُمَّ يُنجِيهِ
vemen fi-l'arḍi cemî`an ŝümme yüncîh.
Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa.
Meâric 14 (70.14) · 20 benzeşen âyet →
15
كَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
kellâ. innehâ leżâ.
Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir:
Meâric 15 (70.15) · 2 benzeşen âyet →
16
نَزَّاعَةٗ لِّلشَّوَىٰ
nezzâ`atel lişşevâ.
Başın derisini kavurup-soyar.
Meâric 16 (70.16) · 17 benzeşen âyet →
17
تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ
ted`û men edbera vetevellâ.
Yüz çevirip arkasını döneni çağırır-durur.
Meâric 17 (70.17) · 11 benzeşen âyet →
18
وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ
veceme`a feev`â.
(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.
Meâric 18 (70.18) · 14 benzeşen âyet →
19
۞إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
inne-l'insâne ḫuliḳa helû`â.
Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı.
Meâric 19 (70.19) · 11 benzeşen âyet →
20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعٗا
iẕâ messehü-şşerru cezû`â.
Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar.
Meâric 20 (70.20) · 15 benzeşen âyet →
21
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا
veiẕâ messehü-lḫayru menû`â.
Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur (veya cimrilik eder).
Meâric 21 (70.21) · 17 benzeşen âyet →
22
إِلَّا ٱلۡمُصَلِّينَ
ille-lmüṣallîn.
Ancak namaz kılanlar hariç;
Meâric 22 (70.22) · 7 benzeşen âyet →
23
ٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَآئِمُونَ
elleẕîne hüm `alâ ṣalâtihim dâimûn.
Ki onlar, namazlarında süreklidirler.
Meâric 23 (70.23) · 11 benzeşen âyet →
24
وَٱلَّذِينَ فِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقّٞ مَّعۡلُومٞ
velleẕîne fî emvâlihim ḥaḳḳum ma`lûm.
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır:
Meâric 24 (70.24) · 10 benzeşen âyet →
25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ
lissâili velmaḥrûm.
Yoksul ve yoksun olan(lar)için.
Meâric 25 (70.25) · 10 benzeşen âyet →
26
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
velleẕîne yüṣaddiḳûne biyevmi-ddîn.
Onlar, din gününü tasdik etmektedirler.
Meâric 26 (70.26) · 14 benzeşen âyet →
27
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
velleẕîne hüm min `aẕâbi rabbihim müşfiḳûn.
Rablerinin azabına karşı (daimi) bir korku duymaktadırlar.
Meâric 27 (70.27) · 21 benzeşen âyet →
28
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونٖ
inne `aẕâbe rabbihim gayru me'mûn.
Şüphesiz Rablerinin azabından emin olunamaz.
Meâric 28 (70.28) · 15 benzeşen âyet →
29
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ
velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn.
Ve onlar, ırzlarını (ferç) korurlar;
Meâric 29 (70.29) · 4 benzeşen âyet →
30
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ
illâ `alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.
Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar.
Meâric 30 (70.30) · 6 benzeşen âyet →
31
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
femeni-btegâ verâe ẕâlike feülâike hümü-l`âdûn.
Fakat bunun ötesini arayanlar, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.
Meâric 31 (70.31) · 12 benzeşen âyet →
32
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.
(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.
Meâric 32 (70.32) · 30 benzeşen âyet →
33
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ
velleẕîne hüm bişehâdetihim ḳâimûn.
Şahidliklerinde dosdoğru davrananlardır.
Meâric 33 (70.33) · 31 benzeşen âyet →
34
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
velleẕîne hüm `alâ ṣalâtihim yüḥâfiżûn.
Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.
Meâric 34 (70.34) · 9 benzeşen âyet →
35
أُوْلَـٰٓئِكَ فِي جَنَّـٰتٖ مُّكۡرَمُونَ
ülâike fî cennâtim mükramûn.
İşte onlar, cennetler içinde ağırlananlardır.
Meâric 35 (70.35) · 7 benzeşen âyet →
36
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ
femâ lilleẕîne keferû ḳibeleke mühti`în.
Şimdi inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını sana uzatıp koşuyorlar.
Meâric 36 (70.36) · 6 benzeşen âyet →
37
عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
`ani-lyemîni ve`ani-şşimâli `izîn.
Sağ yandan ve sol yandan bölükler halinde.
Meâric 37 (70.37) · 6 benzeşen âyet →
38
أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيٕٖ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٖ
eyaṭme`u küllü-mriim minhüm ey yüdḫale cennete ne`îm.
Onlardan her biri, nimetlerle donatılmış cennete gireceğini mi umuyor (tamah ediyor)?
Meâric 38 (70.38) · 16 benzeşen âyet →
39
كَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ
kellâ. innâ ḫalaḳnâhüm mimmâ ya`lemûn.
Hayır; doğrusu Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Meâric 39 (70.39) · 13 benzeşen âyet →
40
فَلَآ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَٰرِقِ وَٱلۡمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ
felâ uḳsimü birabbi-lmeşâriḳi velmegâribi innâ leḳâdirûn.
Artık, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim; Biz gerçekten güç yetireniz;
Meâric 40 (70.40) · 17 benzeşen âyet →
41
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيۡرٗا مِّنۡهُمۡ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
`alâ en nübeddile ḫayram minhüm vemâ naḥnü bimesbûḳîn.
Onların yerine kendilerinden daha hayırlılarına getirip-değiştirmeye. Üstelik Bizim önümüze geçilemez.
Meâric 41 (70.41) · 14 benzeşen âyet →
42
فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ
feẕerhüm yeḫûḍû veyel`abû ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî yû`adûn.
Şu halde sen, kendilerine vadedilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp-oynasınlar, oyalansınlar.
Meâric 42 (70.42) · 28 benzeşen âyet →
43
يَوۡمَ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ سِرَاعٗا كَأَنَّهُمۡ إِلَىٰ نُصُبٖ يُوفِضُونَ
yevme yaḫrucûne mine-l'ecdâŝi sirâ`an keennehüm ilâ nüṣubiy yûfiḍûn.
Kabirlerinden koşarcasına çıkarılacakları gün, sanki onlar dikili birşeye yönelmiş gibidirler.
Meâric 43 (70.43) · 10 benzeşen âyet →
44
خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةٞۚ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ
ḫâşi`aten ebṣâruhüm terheḳuhüm ẕilleh. ẕâlike-lyevmü-lleẕî kânû yû`adûn.
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azap) günüdür.
Meâric 44 (70.44) · 31 benzeşen âyet →