Mürselât Sûresi
77. sûre · 50 âyet · 759 benzeşen âyet · Mekkî · nüzul sırası 33
1
وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفٗا
velmürselâti `urfâ.
Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;
Mürselât 1 (77.1) · 10 benzeşen âyet →
2
فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفٗا
fel`âṣifâti `aṣfâ.
Derken kökünden koparıp savuranlara.
Mürselât 2 (77.2) · 14 benzeşen âyet →
3
وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشۡرٗا
vennâşirâti neşrâ.
Yaydıkça yayanlara.
Mürselât 3 (77.3) · 8 benzeşen âyet →
4
فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقٗا
felfâriḳâti ferḳâ.
Böylece ayırdıkça ayıranlara,
Mürselât 4 (77.4) · 10 benzeşen âyet →
5
فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا
felmülḳiyâti ẕikrâ.
Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;
Mürselât 5 (77.5) · 19 benzeşen âyet →
6
عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا
`uẕran ev nüẕrâ.
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.
Mürselât 6 (77.6) · 25 benzeşen âyet →
7
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٞ
innemâ tû`adûne levâḳi`.
Şüphesiz, size vaadedilen gerçekleşecektir.
Mürselât 7 (77.7) · 17 benzeşen âyet →
8
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ
feiẕe-nnücûmü ṭumiset.
Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman,
Mürselât 8 (77.8) · 6 benzeşen âyet →
9
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ
veiẕe-ssemâü füricet.
Gök yarıldığı zaman
Mürselât 9 (77.9) · 14 benzeşen âyet →
10
وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ
veiẕe-lcibâlü nüsifet.
Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman,
Mürselât 10 (77.10) · 14 benzeşen âyet →
11
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ
veiẕe-rrusülü üḳḳitet.
Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman
Mürselât 11 (77.11) · 17 benzeşen âyet →
12
لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ
lieyyi yevmin üccilet.
(Bu,) Hangi gün için ertelenmişti?
Mürselât 12 (77.12) · 16 benzeşen âyet →
13
لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ
liyevmi-lfaṣl.
(Mü'mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.
Mürselât 13 (77.13) · 18 benzeşen âyet →
14
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ
vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl.
Bu ayırma gününü sana ne bildirdi?
Mürselât 14 (77.14) · 22 benzeşen âyet →
15
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 15 (77.15) · 16 benzeşen âyet →
16
أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ
elem nühliki-l'evvelîn.
Biz, öncekileri helak etmedik mi?
Mürselât 16 (77.16) · 21 benzeşen âyet →
17
ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ
ŝümme nütbi`uhümü-l'âḫirîn.
Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.
Mürselât 17 (77.17) · 11 benzeşen âyet →
18
كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ
keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.
İşte Biz, suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz.
Mürselât 18 (77.18) · 32 benzeşen âyet →
19
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 19 (77.19) · 11 benzeşen âyet →
20
أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءٖ مَّهِينٖ
elem naḫlukküm mim mâim mehîn.
Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı?
Mürselât 20 (77.20) · 17 benzeşen âyet →
21
فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارٖ مَّكِينٍ
fece`alnâhü fî ḳarârim mekîn.
Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
Mürselât 21 (77.21) · 8 benzeşen âyet →
22
إِلَىٰ قَدَرٖ مَّعۡلُومٖ
ilâ ḳaderim ma`lûm.
Belli bir süreye kadar;
Mürselât 22 (77.22) · 5 benzeşen âyet →
23
فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ
feḳadernâ. feni`me-lḳâdirûn.
İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, Biz ne güzel güç yetirenleriz.
Mürselât 23 (77.23) · 13 benzeşen âyet →
24
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 24 (77.24) · 11 benzeşen âyet →
25
أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا
elem nec`ali-l'arḍa kifâtâ.
Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?
Mürselât 25 (77.25) · 10 benzeşen âyet →
26
أَحۡيَآءٗ وَأَمۡوَٰتٗا
aḥyâev veemvâtâ.
Dirilere ve ölülere.
Mürselât 26 (77.26) · 13 benzeşen âyet →
27
وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتٖ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءٗ فُرَاتٗا
vece`alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḫâtiv veesḳaynâküm mâen fürâtâ.
Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?
Mürselât 27 (77.27) · 16 benzeşen âyet →
28
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 28 (77.28) · 11 benzeşen âyet →
29
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
inṭaliḳû ilâ mâ küntüm bihî tükeẕẕibûn.
Kendisini yalanladığınız (azab)a gidin.
Mürselât 29 (77.29) · 9 benzeşen âyet →
30
ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلّٖ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبٖ
inṭaliḳû ilâ żillin ẕî ŝelâŝi şu`ab.
Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin.
Mürselât 30 (77.30) · 5 benzeşen âyet →
31
لَّا ظَلِيلٖ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ
lâ żalîliv velâ yugnî mine-lleheb.
Ne gölge altında barındırır, ne (yakıcı) alevden korur.
Mürselât 31 (77.31) · 5 benzeşen âyet →
32
إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرٖ كَٱلۡقَصۡرِ
innehâ termî bişerarin kelḳaṣr.
Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.
Mürselât 32 (77.32) · 6 benzeşen âyet →
33
كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٞ صُفۡرٞ
keennehû cimâlâtün ṣufr.
Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.
Mürselât 33 (77.33) · 2 benzeşen âyet →
34
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 34 (77.34) · 11 benzeşen âyet →
35
هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ
hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn.
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
Mürselât 35 (77.35) · 76 benzeşen âyet →
36
وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ
velâ yü'ẕenü lehüm feya`teẕirûn.
Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.
Mürselât 36 (77.36) · 21 benzeşen âyet →
37
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 37 (77.37) · 11 benzeşen âyet →
38
هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ
hâẕâ yevmü-lfaṣl. cema`nâküm vel'evvelîn.
Bu, hüküm günüdür; sizi ve öncekileri 'birarada topladık.'
Mürselât 38 (77.38) · 13 benzeşen âyet →
39
فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدٞ فَكِيدُونِ
fein kâne leküm keydün fekîdûn.
Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun.
Mürselât 39 (77.39) · 14 benzeşen âyet →
40
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 40 (77.40) · 11 benzeşen âyet →
41
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلٖ وَعُيُونٖ
inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.
Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır;
Mürselât 41 (77.41) · 30 benzeşen âyet →
42
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ
vefevâkihe mimmâ yeştehûn.
Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
Mürselât 42 (77.42) · 15 benzeşen âyet →
43
كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.
Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
Mürselât 43 (77.43) · 7 benzeşen âyet →
44
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Elbette Biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Mürselât 44 (77.44) · 18 benzeşen âyet →
45
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 45 (77.45) · 11 benzeşen âyet →
46
كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ
külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.
(Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz.
Mürselât 46 (77.46) · 26 benzeşen âyet →
47
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 47 (77.47) · 11 benzeşen âyet →
48
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ
veiẕâ ḳîle lehümü-rke`û lâ yerke`ûn.
Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.
Mürselât 48 (77.48) · 14 benzeşen âyet →
49
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlayanların vay haline.
Mürselât 49 (77.49) · 11 benzeşen âyet →
50
فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ
febieyyi ḥadîŝim ba`dehû yü'minûn.
Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Mürselât 50 (77.50) · 27 benzeşen âyet →